Pazartesi , Mayıs 22 2017
Home / Borsa / Türev ürünler hisse senedi sanıldığında…

Türev ürünler hisse senedi sanıldığında…

Alternatif maliyet nedir? Realize olmuş kar ve zarar nedir? Sigorta nedir? Hisse senedi piyasasının amacı nedir? Soruları daha da artırabilirim ama bu yazının konusu kapsamında yeterli olacağını düşünüyorum.

Mevcut piyasa koşullarında türev ürünlerle ilgili olarak bugünlerde şirketlerin toplantı odalarının en çok konuşulan konusu türev ürünler olmalı. Türev ürünlere ilişkin BSMV muafiyeti getirilebileceğine dair  haberler de bu ürünlerle ilgili tartışmaları hararetlendirdi. Zira, kontrolden çıkan döviz kurları, döviz pozisyonu riski yüksek olan Türk firmalarının kur riskinden nasıl korunacağına ilişkin bir gündem yarattı.

Açık döviz pozisyonu taşınması, gelişmekte olan bir ülke olarak sadece Türkiye’ye mahsus değil. Neredeyse tüm gelişmekte olan ülkeler yükselen Dolar karşısında kur riskiyle karşı karşıya kaldılar. Fakat, bizim konumuz elbette ki Türkiye. Türkiye’nin, kur yükselişinde diğer gelişmekte olan ülkelerden daha yüksek bir riske maruz kalması gibi bir gerçek söz konusu. Bunun nedenlerini ParaAnaliz’deki önceki yazılarda ele almıştım. Kısaca özetleyecek olursak, TCMB’nin para otoritesi olma işlevi yok olmuş durumda. Son yapılan PPK toplantısından, ani yükseliş yaşamış kuru indirecek bir faiz artırımı kararı çıkmaması Türkiye’nin ekonomi kurallarına aykırı bir ekonomi politikası yönetimi içinde olduğu imajını perçinledi. Mevcut şartlar altında, Türkiye’ye yabancı sermaye girişi beklemek anlamlı değildir. Bu durumda, sadece ödemeler dengesinin net hata noksan kalemindeki değişime odaklanmaktan başka çare kalmıyor. Bilindiği üzere, net hata noksan kalemindeki değişimlerin özelliği, değişimin nedenini bilememek. Nedenini bilemediğiniz bir para hareketi ise temel ekonomi politikalarına bağlanamaz.

Türkiye’nin maruz kaldığı döviz riskinin yönetilememesinin temelinde bilgi yetersizliği ve dünyayı yeteri kadar okuyamamak var. Profesyonel yaşamımda, türev ürünlerin kullanımı konusunda çok kritik dönemlerde tavsiyeler verdiğim firmalar türev ürünleri kullanmamayı tercih ettiler. “Çok kritik dönem” olarak adlandırdığım 3 ayrı dönem yaşandı ve hepsinin sonuçları tavsiyeye uymayanlar için acı tecrübelerle noktalandı. Verilen tavsiyelere uyulup uyulmamasının öngörüde mükemmellik ile herhangi bir ilgisi olmadığını özellikle belirtmek isterim. Anlatmaya çalıştığım şey, risk yönetimi prensipleriyle ilgili. Kurla ilgili bir tahmin yürütmek, planlarda sapma olduğunda sapamaların nedenlerini anlamak ya da ölçebilmek için anlamlı. Bu amaç dışında, kur tahmini yapmak kadar anlamsız bir çaba yok. Kur spekülatörü iseniz, başarılar dilerim.

Türkiye, yüksek faiz ve düşük kur ortamında yıllar içinde yapısal bir bozulma yaşadı. Fakat bu ortam, faiz oranı Türk Lirası cinsinden kredilere göre düşük olan yabancı para cinsinden kredi kullanımlarını özendirdi. Yıllarca, faiz giderleri düşük ve kur farkı zararları neredeyse hiç realize olmadan açık pozisyonla bilanço yönetimi yapıldı. Daha doğrusu, bilançoların bir bölümü “nasıl olsa düşük kur ve yüksek faiz ortamı devam edecek” varsayımı ile yönetimsiz bırakıldı. Böylece, kurlardaki ani yükselişe karşı kırılgan bir bilanço yapısı oluşturuldu.

Bir risk yönetimi prensibi olarak, her zaman “ortaya çıkması durumunda kontrol edilemeyecek” risklerin yok edilmesine taraftarım. Reel sektör için bunun anlamı, türev ürünleri etkin şekilde kullanmak. Bu amaçla, bankaların kapısını çalmak gerekiyordu. Ancak, türev ürünlerin bir sigorta işlevi gördüğü düşünülmeyerek ve üzerlerinden işlem yapılarak hisse senetlerinde olduğu gibi kar realizasyonu sağlanacağı sanılarak türev ürünler kullanılmadı. Bu noktada, çok ciddi bir bilgi yetersizliği söz konusu. Oysa, bankalar bu ürünleri anlaşılması son derece basit hale getirerek reel sektördeki müşterilerine anlatabiliyorlar. Fakat, reel sektör risk almayı tercih ediyor. Çünkü, tüm anlatımlara rağmen türev ürünlerin sigorta görevi gördüğü nedense anlaşılmıyor. Sigorta ve alternatif maliyet kavramlarının düşünülmesi gereken bir ürün grubu kullanımına kar veya zarar realizasyonu gibi bakılıyor. Diğer bir ifadeyle, türev ürünlere ilişkin reel sektör bakış açısında bilgi bozuk. Dolayısıyla, bu işin kültürü de bozuk. Kur riskinden kaçınılmamış olmasının temel nedeni bilgi ve kültür eksikliği.

Bilgi eksikliğine ek olarak, alınan ya da alınmakta olan riskin analizi de hatalı. Yine ParaAnaliz’deki önceki yazılarımda dünya için bir “dönüm noktası” ifade eden analizlerim yazılarımda yer aldı. Küresel ekonomide bir dönem kapanıyor. Küresel siyasi manzara, son 20-25 yılda alıştığımızın dışında bir noktaya doğru evriliyor. Bu dönüşüm, ekonomide de bazı önemli veriler için trendlerin kırılma noktasına geldiğini anlatıyor. Bu dönüşümü iyi analiz edememek ve geçmiş 10-15 yıla bakarak yeni döneme ilişkin beklentiler ortaya koymak büyük bir hatayı ifade ediyor. Fakat, Türkiye’de reel sektör dünyadaki gelişmeleri okuyamayarak geçmiş 10-15 yılı kriter alarak geleceği planlamaya çalıştı.

Bilgi eksikliği ve güncel gelişmelerin yol açacağı kırılmaları görememekten dolayı ülkenin üzerinde ağır bir kur riski var. Bilgiye ulaşmak çok zor değil. Gelinen kırılma noktasını anlatan onlarca yazı da mevcut. Türev ürünleri kullanmanın mantığında ve gelinen bugünkü noktada riskleri kapatmanın maliyeti çok yükselmiş durumda. Mevcut durumu değiştirecek ve piyasa fiyatlamalarını mevcut pozisyonları kapatmak yönünde kullanılabilir hale getirecek ekonomi politikaları da çalışmıyor ve çalışacak gibi de gözükmüyor. Çünkü, TCMB devre dışı.

Evinizi yangına karşı sigortalattığınızda ama eviniz yanmadığında boş yere sigorta poliçesi satın aldığınızı düşünür müsünüz? Sigorta poliçesi üzerinden kar realizasyonu sağlamak aklınıza gelir mi? Ama, hayır. Sigortaya hisse senedi gibi bakarsanız, türev ürünleri de kar ve zarar realizasyonu mantığında algılarsınız. Yüklendiğiniz kur riskine bir de siyasi risk eklenince, artık iş işten geçmiştir.

Şimdi, ilk paragrafa dönünüz ve sorulan sorulara cevap bulmaya çalışınız. Bu yazıyı okuduktan sonra, “türev ürünlerle riskleri uygun zamanda iken kapatsaydık” der misiniz, demez misiniz? Cevap bende değil.

Risk büyük ve ülke olarak gidiyoruz. Nereye? Bir duvar karşımızda. İşte oraya. 2017’ye doğru ilerliyoruz böylece. Bakalım neler olacak?

İLGİLİ HABERŞirketler için risk yönetimi: Bir tercih değil, zaruret!Şirketler için risk yönetimi: Bir tercih değil, zaruret!

Yorumlar

Yazarın Diğer Yazıları


Kaynak

Check Also

Türkiye ve Rusya Engelleri Kaldırmak İçin Bildiri İmzaladı

Türkiye ve Rusya arasında ticari ilişkilerin önündeki engellerin kaldırılmasına yönelik ortak bildiri imzalandı. Başbakan Binali …

Bir Cevap Yazın